http://masallar.parkecila.net/                             

 

                                           Çocuk masalları, oyunları ve sitesi için Aydede'yi tıklayın

                                                         

         çocuk ana sayfa                                                                                                                                            çocuk masalları

                                                                     

Andersen Masalları

Bezelye Prenses

Parmak Kız

Küçük Denizkızı

Kral Çıplak

Cesur Kurşun Asker

Yaban Kuğuları

Çirkin Ördek Yavrusu

Çam Ağacı

Karlar Kraliçesi

Çoban Kızı İle Baca Temizleyicisi

Kibritçi Kız

Bülbül

Uçan Sandık

Eski Ev

Cennet Bahçesi

Melek

Bataklıklar Kralının Kızı


Fareli Köyün Kavalcısı
 

İletişim

masallar@parkecila.net

 


FARELİ KÖYÜN KAVALCISI

Bir zamanlar bir şehri fareler istila etmiş. şehir sakinleri her çareye başvurmuşlar, denemedikleri yol, yöntem kalmamış ama ne yazık ki farelerden, sıçanlardan kurtulmayı başaramamışlar. Günün birinde şehre bir adam gelmiş. Acayip görünümlü, tuhaf giysileri olan bir adammış bu. Rengârenk kumaştan bir etek giyiyormuş. Kendini fare avcısı olarak tanıtmış. Belirli bir ücret karşılığında şehri bütün sıçanlardan ve farelerden kurtaracağına söz vermiş. Şehir yönetimi adamla anlaşmış ve istediği parayı vermeyi kabul etmiş. Fare avcısı hemen çantasından bir kaval çıkarıp çalmaya başlamış. Bunun üzerine bütün evlerdeki fareler deliklerinden çıkmaya başlamışlar ve gelip adamın etrafında toplanmışlar. Avcı, bütün fareler gelip de, şehirde başka fare kalmadığına ikna olunca, yavaş yavaş şehir kapısına doğru yürümeye başlamış. Binlerce fare de onu izliyormuş. Bu şekilde avcı önde, fareler arkada şehrin yakınındaki ırmağa kadar gelmişler. Adam giysilerini çıkarıp ırmağa girmiş, fareler de peşinden birer birer suya atlamışlar ve bütün hayvanlar boğulup ölmüş.
Ama şehir halkı farelerden kurtulduktan sonra, verilen sözden caymış; allem etmişler kalem etmişler, avcının parasını ödememişler. Sonunda adam öfkeyle şehri terk etmiş.
Aradan bir süre geçtikten sonra, bir gün sabahın erken saatlerinde adam kente geri dönmüş. Bu sefer gerçek bir avcı kılığındaymış. Etrafına korkunç gözlerle bakıyormuş. Başında da tuhaf kırmızı bir şapka varmış. Kimseye tek kelime etmeden kavalını çıkarıp çala çala sokaklarda dolaşmaya başlamış. Ama bu kez telaşla etrafına toplanıp onu izleyenler fareler ve sıçanlar değil çocuklarmış! Dört yaşından büyük bütün oğlan ve kız çocukları, büyülenmiş gibi adamın peşinden gidiyorlarmış. Aralarında belediye başkanının kızı da varmış.
Çocuklar sürü halinde adamı izlemişler, adam çocukları şehirden çıkarıp yakınlardaki bir dağa götürmüş ve çocuklar dağda ortadan kaybolmuşlar. Olanları, kucağındaki çocukla bir süre onları izleyip sonra çocuğu şehre geri getiren çocuk bakıcısı bir kız görmüş. Bütün ana-babalar yana yakıla çocuklarını aramaya başlamışlar, ama çocuklardan hiç iz yokmuş. Anneler saçını başını yoluyor, yürek paralayan feryatlarla ağlayıp dövünüyorlarmış, ama boşuna. Belki çocukları, hiç olmazsa birkaçını buluruz umuduyla, teknelerle ırmağı aramışlar, civarı karış karış taramışlar; ama çabalarının hiçbiri sonuç vermemiş. Çocuklarını bir daha görememişler. Sadece diğerlerine yetişemeyen iki çocuk dönebilmiş geriye. Bu çocuklardan birinin özleri görmüyor, diğeri ise konuşamıyormuş. Gözleri görmeyen çocuk, gittikleri yeri tarif edemiyormuş, ama adamı nasıl izlediklerini anlatabilmiş; konuşamayan çocuk ise yeri gösteriyormuş, ama hiçbir şey duymadığı gibi, bir şey de anlatamıyormuş.
Küçük bir oğlan çocuğu ise, sokağa sadece gömleğiyle çıktığı için, pantolonunu almak üzere geri dönmüş ve bu sayede kurtulmuş; çünkü o pantolonunu alıp geri döndüğünde, diğer çocuklar tepenin eteklerinde çoktan gözden kaybolmuşlarmış.
İşte böylece, sözünden dönen şehir halkı, bu davranışının cezasını çocuklarını kaybederek çekmiş.





 

 

İstediğiniz Kitaplara Ulaşabilmek İçin

İletişim

masallar@parkecila.net